adiyaman escort bolu escort hatay escort karabuk escort nigde escort amasya escort diyarbakir escort tekirdag escort sakarya escort mugla escort
agri escort kirsehir escort antep escort görükle escort buca escort izmit escort istanbul scort karabuk escort tekirdag escort ankara escort

Fikri Toros:CTP ile ilkelerimiz aynı

Published on:  /   Son güncellenme  /   Yorum yapılmamış

Cumhuriyetçi Türk Partisi Girne Kontenjan adayı, Ticaret Odası eski başkanı Fikri Toros, CTP ile fikir ve görüşlerinin ortak noktada buluştuğunu söyledi

Cumhuriyetçi Türk Partisi Girne Kontenjan adayı, Ticaret Odası eski başkanı Fikri Toros, Cumhuriyetçi Türk Partisi’nden kontenjan adaylığı teklifini kabul etmesinin nedeninin CTP ile kendi ilkelerinin örtüşmesi olarak gösterdi.

Toros, CTP’nin barışı ve demokrasiyi ilkeleri olarak benimsediğini kendisinin de yaşamı boyunca bu uğurda mücadele verdiğini kaydetti.

Toros, kontenjan adaylığı eleştirileri ile ilgili ise “Eleştirileri empati ve saygıyla takip etmekteyim. Farklı görüşlerin düşünme süreçlerine zenginlik kattığını ve rasyonel kararların verilmesine yardımcı olduğunu yaşamım boyunca her zaman müşahade etmiş birisiyim” diye cevapladı.

Soru: CTP adaylığı için nasıl bir süreç yaşadınız?

Toros: Bir işadamı olarak ülkemizin girdiği bu erken seçim sürecinin sonunda, haysiyet, adalet, çağdaş değerler ve ekonomi vizyonu olan yeni bir iktidarın oluşması en büyük dileğimdir. Sahiplenme duygusu ve idealizm etkisi altında kalan kalbimden gelen bir ses “elini sen de taşın altına koy ve sorumluluk al” derken, Cumhuriyetçi Türk Partisi Başkanı Sayın Tufan Erhürman beni arayarak, toplumun tüm kesimlerinin ve sivil toplum örgütlerinin katılımını, güçlerin birleştirilmesini sağlayacak bir seçim stratejisi geliştirildiğini paylaşmıştır. Bu doğrultuda kontenjan adaylarını belirlerken bu stratejik hedefe öncelik verileceğini ifade ederek, bana Girne bölgesinden kontenjan adaylığı teklifinde bulunmuştur.

Ailem ve yakınlarımla yapmış olduğum derin ve kapsamlı değerlendirmeler sonucunda, onur duyduğum bu teklifi kabul etmeye karar verdiğimi Sayın Genel Başkan’a bildirdim. Bu kararı verirken, çözüm sürecinde yaşanan ve bizleri bekleyen siyasi gelişmelere, ayrıca sosyo-ekonomik yaşamımızı şekillendirecek politikalara katkıda bulunmak öncelikli motivasyon kaynaklarım olmuştur. Kararımı, 14 Kasım 2017 akşamı kamuoyuyla da paylaşmış bulunuyorum.

 

Soru: Bir takım eleştiriler gündeme geldi. Nasıl izlediniz? 

Toros: Kontenjan adaylığımla ilgili eleştirileri empati ve saygıyla takip etmekteyim. Öncelikle, zaman ayırarak bu kararımı değerlendiren herkese içtenlikle teşekkür ediyorum. Farklı görüşlerin düşünme süreçlerine zenginlik kattığını ve rasyonel kararların verilmesine yardımcı olduğunu yaşamım boyunca her zaman müşahade etmiş birisiyim. Kendi bakış açısından yapılan her eleştiri, toplumun geneline hizmet etmek için çıktığım bu yolda takip edeceğim ilkelere yön verecektir. Bilinmelidir ki, CTP olarak halkımıza vaat ettiğimiz demokrasiyi önce kendi içimizde “ama”sız ve eksiksiz uygulamak zorundayız. Eğer kişileri kalıplara sokar ve gruplaştırırsak yalnızlaşır, güçlerimizi birleştirme olanağımızı yitirir ve halkımızın bizlerden beklediği değişimi gerçekleştirme olanağını yitirme riskiyle karşı karşıya kalırız! Bu halkın güvenini kazanmak için tüm kesimleri kucaklamamız, güçlerimizi birleştirmemiz ve demokratik kurallar ve ilkeler çerçevesinde işbirliği yapmamız şarttır!

 

Soru: Siz, emek- siyaset ilişkisini nasıl değerlendiriyorsunuz? Sendikalaşma, özel sektör, üretim gibi konulardaki genel değerlendirmeniz nedir?

Toros: Emek, ekonominin zaruri bileşenleri arasındadır. Refah ise, emeğin ödülüdür. Layık olduğumuz ve en yüksek beklentimiz olan refah düzeyine erişmek de ancak istikrarlı bir ekonomik kalkınma ve Kıbrıs sorununa son vermek suretiyle dünya ile bütünleşerek mümkündür. Siyaset de, ihtiyaç ve beklentileri ilkeler çerçevesinde karşılama sanatıdır. Bu düşüncelerle, emekle ilgili politikaların kapsamlı ekonomik politikalar içerisinde yer almasının gerekliliği yadsınamaz. Özel ve kamu sektörlerine finansal kaynaklar yaratılması ve yatırım alanlarının genişletilmesi, istihdam olanaklarının arttırılabilmesi için ön koşullardır. Bu bağlamda emeğin ve yatırımcının haklarını korumak şarttır. Ülkemizde sendikalaşma serbesttir. CTP’nin kurmuş olduğu hükümet programlarında yer alan konuyla ilgili politikası, sendikalaşmanın zorunlu hale getirilmesi değil, teşvik edilmesidir ki bu görüşü ben de paylaşmaktayım. Bununla birlikte, özel ile kamu arasındaki özlük hakları ve çalışma koşullarının dengelenmesinin atılması gereken en etkili ilk adım olduğu kanaatindeyim.

Soru: CTP değil de, başka bir partiden teklif gelseydi, ki gelmiştir, nasıl bir değerlendirme yapardınız? Neden CTP?

Toros: Bana CTP’den başka bir partiden adaylık teklifi gelmemiştir. CTP’nin temel ilkeleri arasında olan barış, demokrasi, özgürlük, haysiyet ve adalet, yaşamım boyunca benim de sahip olduğum ilkelerdir. İş yaşamımda ve Ticaret Odası Başkanlığı görevimde, tüm icraatlarımın bu ilkeler ekseninde olduğu beni tanıyan herkes tarafından bilinmektedir. Ben kendimi sosyal demokrat olarak tanımlamaktayım! Ben, çağdaş Avrupa değerlerine, kültür ve sanata, insan haklarına, uluslararası topluma ve hukuka entegre olmaya ve tüm Kıbrıslı toplumların eşit statüde yer alacağı bir federal yapı içerisinde yaşamaları gerektiğine inanan birisiyim. Yaşamımın büyük bir kısmını, bulunduğum tüm kapasitelerde bunların gerçekleşmesi için mücadele ederek geçirdim. Seçilir ve halktan yetki alırsam, CTP içerisinde az önce saydığım ilke ve değerler doğrultusunda bu mücadeleye devam edeceğim.

Soru: Kıbrıs sorununda gelinen aşama malum. Hiç de hoş değil. Bu noktadan sonra ne yapılabilir? Güney Kıbrıs’taki seçimler öncesinde bir gelişme bekliyor musunuz?

Toros: Güney Kıbrıs’taki Başkanlık seçimlerinden önce siyasi düzeyde herhangi bir gelişme olmasını beklemiyorum. Ancak bu durağanlık esnasında sivil toplum diyaloğunun artarak devam etmesi, ortak işbirlikleri geliştirilmesi ve sürecin devamında liderlere cesaret sağlayacak sivil toplum desteğinin oluşturulması gerekmektedir. Hiçbir barış süreci, siyasi müzakerelerin yanı sıra sivil diyalog ve işbirliği olmadan başarıya ulaşmamıştır. Toplumlar arasında güven oluşmasıancak işbirliğiyle kazanılabilir. Çözüm sonrası dönemde de, barışın kalıcı olabilmesi için, ortak menfaatlerimizin yaşanarak görünür hale gelmesi gerekir. Şüpheler, ancak bu şekilde ortadan kalkabilir.

 

Soru: Sürecin çökmesinin ana sebebi, size göre nedir? 

Toros: Mayıs 2015’te başlayan ve takriben iki yıl devam eden Akıncı-Anastasiades görüşmelerinde, kapsamlı çözüm yolunda ciddi bir mesafe kat edilmiştir. Kıbrıs Türk tarafının tüm uyarı ve girişimlerine rağmen, 2016 yılı sonundan önce kapsamlı bir siyasi anlaşmaya maalesef ulaşılamamıştır. Sayın Cumhurbaşkanımızın defalarca söylediği gibi süreç 2017 yılına sarkınca, Ocak 2018’de gerçekleşecek Rum Başkanlık seçimlerinin etkisi altına girdi ve Kıbrıs Konferansları gölgelenmiş oldu. Crans-Montana’daki 2. Kıbrıs konferansı sonrasında da, kapsamlı bir anlaşma için tarafların üzerinde uzlaşıya varması gereken hususlar Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri tarafından net bir şekilde özetlenmiştir. Güney’deki Başkanlık ve Kuzey’deki parlamento seçimleri sonrasında, Federal Kıbrıs hedefine ulaşmak için gerekli siyasi iradenin oluşması en büyük dileğimdir.

Soru: Adaylığınız Ticaret Odası’nda nasıl karşılandı?

Toros: Kıbrıs Türk özel sektörünün öncü temsilcisi K.T. Ticaret Odası, ekonomik vizyon odaklı bir siyasetin gerekliliğine her zaman vurgu yapmış ve desteklemiştir. Bu bağlamda, Oda Başkanı olarak şahsıma yapılan bu teklif memnuniyetle karşılanmıştır. Gerçek anlamda istikrarlı bir iktidar için, toplumsal bütünlük ilkesi çerçevesinde, iş dünyası temsilcilerinin de aday olması umut ve heyecan uyandırmıştır.

Soru: Kıbrıs Türk iş insanlarını çözüme zorlayan dinamik nedir?

Toros: Kendi vatanımızda, Rum toplumu ile eşit bir siyasi statüye kavuşmak; toprak ve mülkiyetin yasallığı üzerindeki ihtilafın sona erecek olması ve varlıkların potansiyel değerine ulaşması; AB sağlık ve güvenlik standartlarıyla uyumlaşmak; izolasyonların kalkacak olması ve Avrupa Birliği tek pazarına entegre olmak; birleşik bir Ada’nın sunacağı ölçek ekonomisi; Euro bölgesine geçiş; sahip olunan Türk markalarının sunduğu rekabet avantajıyla bayilerimizin Ada’nın tümüne mal ve hizmet sunabilmesi; limanlarımızın uluslararası trafiğe açılmasıyla küresel turizm pazarlarına erişim; rekabetçi finansman kaynaklarına erişim; yatırım ortamının asgari beklentisi olan siyasi istikrarın oluşması ve kalıcı yatırımlarla istikrarlı bir ekonomik büyümeye kavuşmak…

Soru: Kıbrıs Rum iş insanları bu konuda nasıl bir vizyon geliştirdi?

Toros: Kıbrıs Rum iş dünyası, çözümün sadece Ada’ya değil, bölgeye de istikrar, refah ve güvenlik getireceğini açıkça idrak etmektedir. Bu bağlamda, Türkiye ile ilişkilerin normalleşmesiyle enerji, turizm, denizcilik, ticaret ve inşaat alanlarında rekabet avantajı ve büyüme kaydedebileceklerine inanıyorlar. Yapılan birçok bilimsel çalışma, olası çözüm sonrasında yıllık büyümenin % 5 oranına ulaşabileceği ve gayri safi millihasılanın ilk yirmi yılda 20 milyar Euro artabileceğini göstermektedir. Çözümsüzlüğün devam etmesi halinde, istikrarsızlığın yerli ve yabancı sermaye yatırımlarını, Avrupa Birliği üyeliğinin sunduğu olanakları, Doğu Akdeniz doğal gaz projesini ve Maraş’ın turizm gelirlerine sunacağı fırsatları potansiyellerinin fevkalade gerisinde bırakacağına kesin gözle bakılmaktadır.
HAVADİS

Kategori:
Etiketler:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>